Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
Hikaye Menü


Bursa Web Tasarım
Hikayeleri
genç
islam
Fireworks Dersleri
Bursa Emlak
Feslikancı Kız

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde. Mine adında çok güzel bir

genç kız yaşarmış. Mine’ nin babası çiftçilikle uğraşır, evinin
geçimini oldukça büyük tarlasını ekip biçerek temin edermiş. Mine, ev
işlerinde annesine yardımcı olur, boş zamanlarında ise, evlerinin
önündeki bahçede fesleğen çiçeği yetiştirirmiş. Bahçedeki fesleğenlerin
kokusu uzaklardan hissedilir ve yüreklerde ferahlık sağlarmış.



Padişahın oğlu Şehzade Selim, fırsat buldukça atına biner, dağlarda,
ovalarda gezermiş. Günlerden bir gün, yolda giderken, ilerden bir
yerden burnuna çok güzel fesleğen kokuları gelmiş. İçinde bir merak
uyanmış, ‘ Acaba bu kokular nereden geliyor?..’ diye. Kokunun kaynağına
ulaşmaya karar vermiş. Gitmiş…Gitmiş…Sonunda bir evin önündeki bahçede
fesleğenleri görmüş. Bakmış bahçede güzel bir genç kız fesleğen
topluyor. Kır atını bahçenin kenarına kadar yaklaştırmış ve kıza
seslenmiş:



“ Feslikancı kızı…Feslikancı kızı…Fesleğenin yaprağı kaç? ”



“ Okursun yazarsın beyim, gökteki yıldız kaç? ” demiş kız.



Bunun üzerine Şehzade Selim:



“ Bu dünya , bu güneş, bu yıldızlar hep bilmece

Döner devr-i alem kimi gündüz kimi gece

Bilemez kimse bugün nicedir, yarın nice

İsmini bağışlar mısın, olsun dilimde hece ” deyince kız da:



“ İsmimi sorarsın saklamam söylerim: Mine. ” demiş.



“ Mine isimli güzel kız, bil bakalım ben kimim? “



“ Kır atınla gezersin, ya beysin, ya paşasın. ”



“ Bilemedin güzel kız ben Şehzade Selim’ im. ”



Deminden beri söyleştiği yakışıklı delikanlının Şehzade Selim olduğunu öğrenen Mine

haliyle çok şaşırmış. Bir şeyler söylemek istemiş, fakat heyecandan ne
diyeceğini bilememiş. Annesinin kendisini çağıran sesini duyunca
heyecanı kaybolmuş. Şehzade’ ye “ Annem çağırıyor, hemen şimdi
gitmeliyim ” demiş ve koşarak uzaklaşmış. Daha sonraki günlerde Şehzade
Selim ile Mine görüşmeye devam etmişler. Bir gün Mine Şehzade’ yi anne
ve babasıyla tanıştırmış. Mine’ nin anne ve babası Şehzade’ nin
kendilerine karşı gösterdiği yakınlıktan ve saygıdan memnun kalmışlar.
Şehzade Selim uygun bir zamanda durumu padişah babasına anlatmış. Eğer
izin verirse Mine ile evlenmek istediğini söylemiş.



Padişah:



“ Aman efendim, ne demek?..Biricik oğlum bir kız sevecek, evlenmek
isteyecek de ben bu duruma evet demeyeceğim?..Olur mu böyle şey?..Sen
kızı kendine layık bulduktan sonra, biz üzerimize düşen görevi yapar,
gider kızı ana-babasından isteriz “ demiş ve kızı istemeye gitmek için
sarayda yoğun bir hazırlığa girişilmiş.



Bu hazırlıklardan memnun olmayan iki kişi varmış: Baş vezir ile kızı
Canan.. Baş vezirin kızı Canan Şehzade’ yi ta çocukluğundan beri sever
ve evlilik hayalleri kurarmış. Şehzade’ nin bundan haberi bile yokmuş.
Baş vezir, yanına kızını alarak, saray yakınlarındaki eski bir evde tek
başına yaşamakta olan Bilge Çileli’ ye gitmiş. Bilge Çileli, Baş vezir
ile kızının anlattıklarını büyük bir dikkatle dinlemiş.



Baş vezir:



“ Şehzade’ nin o kıza olan sevgisini azaltacak ve benim kızımı
sevmesini sağlayabilecek bir ilaç hazırlayabilir misiniz? “ diye
sormuş. Bilge Çileli, biraz düşündükten sonra:



“ Sayın Baş vezir, “ demiş, “ istediklerinizin gerçekleşmemesi için
hiçbir neden yoktur. Böyle bir ilacın bileşim formülü ve hazırlanması
için gerekecekler bende mevcuttur. İlacınızı yan odada hazırlarken
sizin burada beklemeniz gerekecek. İzninizle. “



Şehzade her gece uyumadan önce bir bardak su içermiş. Baş vezir, fırsat
buldukça, bu suyun içine hazırlanan ilaçtan birkaç damla karıştırmaya
başlamış. İlaçlı suyu içen Şehzade’ nin hemen uykusu gelirmiş ve sabaha
kadar uyurmuş. Böylece günler geçmiş. Daha sonra, oğlan tarafı gidip
Mine’ yi babasından istemişler. Söz kesilmiş. Nişan ve düğünün bir
arada, bir ay sonra, sarayda yapılması kararlaştırılmış. Baş vezir ise,
Şehzade’ nin içtiği suyun içine ilacı karıştırmaya devam etmiş.



Nihayet düğün günü gelmiş, çatmış. Sarayda eğlenceler devam ederken,
bir aralık, Baş vezirin kılık değiştirmiş olarak sarayın arka
kapısından çıkıp bir ata binerek uzaklaştığını kimse fark etmemiş. Baş
vezir az sonra Bilge Çileli’ nin evine varmış. Bilge Çileli kapıyı
açınca Baş vezir, selam verdikten sonra sadece “ Neden? “ diye sormuş.



Bilge Çileli:



“ Sayın Baş vezir, “ demiş, “ anlatacaklarımı dinlerseniz sanırım bana
hak vereceksiniz. Kapıda kaldınız, gelin içeride konuşmamıza devam
edelim. ”



Bilge Çileli ile Baş vezir, bir saati aşkın bir süre konuşmuşlar. Bilge
Çileli, konuşmasının bir bölümünde, Şehzade Selim’in zaman zaman
kendisine uğradığını, çeşitli konularda fikir ürettiklerini ve bilgi
alışverişinde bulunduklarını, Şehzade’ nin Mine’ yi tanıdıktan sonra
hep ondan bahseder olduğunu söylemiş. İster istemez bu kızı merak
etmeye başladığını, bir gün Mine’ lerin evine Tanrı misafiri olarak
gittiğini, kılık kıyafetine bakıp kapıdan çevrilmediğini, sofraya buyur
edildiğini, Mine ve ana-babasıyla konuşup dertleştiklerini, Mine’ nin
bazı konularda özgün fikirleri olduğunu…kısaca Mine’yi Şehzade Selim’ e
layık bulduğunu; fakat önemli olan Şehzade’ nin kiminle evlenmek
istediğiydi, demiş.



“ Canan’la beraber bana gelmeden önce Şehzade Selim geceleri uykusuz
kaldığını, rahat uyuyamadığını söylemişti. Size verdiğim ilaç uyku
ilacıydı. Sonradan Şehzade’ nin uykularının düzene girdiğini öğrendim.
Sayın Baş vezir, meseleler kimseye zarar verilmeden sonuçlanırsa çözüm
başarılı olmuştur. İstediğiniz olmadı diye bana kızmanız gerekmez. Ben
doğru olanı yaptım. Olanlar tamamen aramızda kalacaktır. Bunları en
başında anlatsaydınız olmaz mıydı diye soracak olursanız cevabı değişik
arayışlar içine girmenizden çekindim diyebilirim. “



Bunun üzerine Baş vezir göz pınarlarında biriken iki damla yaşı sildikten sonra:



“ Sözlerinde tamamen haklısın Bilge Çileli. Benim için bu konu burada
kapanmıştır. Kızımla da konuyu etraflıca konuşup tek taraflı sevmenin
sevgi çiçeğini yeşertmeyeceğini, zamanla sararıp solmasına neden
olacağını uygun bir dille anlatacağım.. Her şey gönlünce olsun.

Şimdilik hoşça kal ” demiş ve saraya geri dönmüş.



Düğün eğlenceleri kırk bir gün, kırk bir gece devam etmiş. Şehzade
Selim ile Feslikancı Kızı Mine evlenerek muratlarına ermişler.





Yazan: Serdar Yıldırım

Toplam 258 kere okundu.



Bu Hikayeyi Sevdiklerinizle Paylaşın
Gönderen           Alıcı      
Gidecek e-posta
 
Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
HikayeHane.com 2007 Tüm Hakları Saklıdır
Bu sitede cinsel konulu hikayeler bulunmamaktadır.