Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
Hikaye Menü


Bursa Web Tasarım
Hikayeleri
genç
islam
Fireworks Dersleri
Bursa Emlak
Keloğlan ile Nasreddin Hoca
Keloğlan kasabaya tavuk satmaya gitmiş. Pazara gelince elindeki iki
tavuğa müşteri aramaya başlamış. Adamın biri tavuklara bir altın
vermiş. Keloğlan bunu kabul etmemiş. İlle de iki tavuğa iki altın
isterim demiş. Keloğlan’ın tavukları bir altına vermediğini gören adam:


“ Bak Keloğlan, bende bir define haritası var. Yalnızım, yaşlandım
artık. Bu sebepten defineyi aramaya çıkamadım. Eskiden Zenginoğlu’ nun
konağında çalışırdım. Bu haritayı bana Zenginoğlu vermişti. İki tavuk
benim olsun, harita senin olsun, defineyi ara bul, ömrünce mutlu ol ”
demiş. Keloğlan adama inanmış, değiş tokuş yapılmış. Keloğlan akşamüstü
yorgun argın köyüne dönmüş. Anası:



“ A benim kel oğlum, kabak oğlum. Hiç bu kağıt parçasına iki tavuk
verilir mi? Sen tavukları satıp gaz, tuz alacaktın. Kandırmışlar seni.
Şimdi karanlıkta otur, yemekleri tuzsuz ye de aklın başına gelsin ”
diyerek bağırıp çağırmış. Keloğlan oralı olmamış, aklı fikri
definedeymiş. Sabahı zor etmiş, erkenden kalkmış. Anasına:



“ Ana ben defineyi aramaya gidiyorum. Kışlık yiyecek hazırlamıştım.
Varsın gaz olmasın, akşamları erken yatarsın. Varsın tuz olmasın,
komşudan istersin. Defineyi bulursam, seni sultanlar gibi yaşatacağım
”demiş. Anasının elini öpmüş. Keloğlan’ ın kararlı olduğunu gören anası
çaresiz fikir değiştirmiş. “ Güle güle git, Keloğlan. İnşallah defineyi
bulursun “ diyerek Keloğlan’ ı uğurlamış.



Keloğlan dağ-bayır aşmış, günlerce aramış, sonunda haritadaki kuyuyu
bulmuş. Define bu kuyunun içindeymiş. Kuyuya attığı taş tak diye ses
çıkarmış. Keloğlan kuyuda su olmadığını anlamış. Fakat geçen yıl
köydeki kör kuyuya inen ve bir daha çıkamayan üç kişi aklına gelmiş. “
Yanımda köyden getirdiğim ip var. Kuyunun kenarına bağlayıp insem ya
ben de onlar gibi kuyudaki zehirli dumandan boğulur kalırsam halim nice
olur, diye düşünceye dalmış. Evvela bana mert, sözünün eri, kuyudaki
tehlikeyi ortadan kaldırabilecek bir yardımcı lazım. Böylesi de
nerelerde bulunur, diye düşünürken aklına Nasreddin Hoca gelmiş. Tamam
demiş Hoca bu işin çaresini bulur. ‘



Az gitmiş uz gitmiş, sonunda Akşehir’ e varmış. Sormuş, Nasreddin Hoca’
nın evini göstermişler. Kapıyı çalmış. Nasreddin Hoca kapıyı açmış. “
Buyurun evladım “ demiş,

“ Ben Nasreddin Hoca’ yım. Bir şey mi arzu etmiştiniz? “



“ Hocam bizim köyde bana Keloğlan derler. Sizin önemli bir meselenin
çözümüne yardımınızı rica edecektim. Beni dinlemek zahmetine
katlanırsanız çok sevinirim. “

Hoca Keloğlan’ ı evine buyur etmiş. Keloğlan define haritasına nasıl
sahip olduğunu, anasına veda edip köyden ayrıldığını, haritadaki kuyuyu
bulduğunu, kuyuya neden inemediğini anlatmış. “ Eğer defineyi bulursak
yarı yarıya paylaşırız, Hocam. Ne dersiniz? ” diyerek sözü bağlamış.



Nasreddin Hoca:



“ Uzun süredir kullanılmayan veya etrafındaki toprak tabakasından içine
zehirli hava sızan kuyularda, yeterli hava akımı olmadığı için, bu
zehirli hava birikir. Eğer böyle kuyulara inilirse insanı zehirler,
öldürür. Söylediğine göre kuyunun derinliği dokuz on metre varmış.
Kuyunun çevresini kazıp genişletmek çok yorucu ve zahmetli, ikimiz
başaramayız. Yardımcı bulmaya kalksak kulaktan kulağa yayılır, halk
kuyunun başına dolar. Başka bir yol bulmalıyız Keloğlan. Sen bizde
birkaç gün misafir kal, düşünüp hal çaresini bulurum. “



Nasreddin Hoca sonraki iki gün planlar yapmış, taslaklar çizmiş.
Planları demirciye götürmüş. Bu aletlerin olanını vermesini, olmayanı
çizime uygun olarak yapmasını tembihlemiş. Haftasına aletler hazır
olmuş. İki eşeğin çektiği bir araba almış. Arabaya aletleri, yiyecek,
içecek gibi ihtiyaçları koymuş. Karısıyla vedalaşıp eşeğine binmiş.
Nasreddin Hoca eşeğiyle önde, Keloğlan arabayla arkada, yola
koyulmuşlar. Günlerce süren zahmetli yolculuktan sonra definenin
bulunduğu kuyuya varmışlar. Hoca kuyuyu incelemiş. Keloğlan ile
birlikte demirciye yaptırmış oldukları büyük körüğü kuyunun yanına
indirmişler. Yaklaşık on santim genişliğindeki borunun bir ucunu
kuyunun dibine sallamışlar. Diğer ucunu körüğe takmışlar. Birlikte
körüğe temiz hava basmaya başlamışlar. Yıllardır burada biriken durgun
ve zehirli hava, temiz ve basınçlı havanın etkisiyle parçalanmaya,
yavaşça yükselmeye, kuyudan çıkmaya başlamış. Körük her hava basışında
kuyudaki zehirli hava oranı azalıyormuş. Bu işlem ertesi gün de devam
etmiş. Üçüncü gün kuyunun temizlendiğine kanaat getirmişler. Yine de
her şeyden emin olmak için Nasreddin Hoca arabada getirdiği bir kediyi
çuvala koymuş. Çuvalı ipe bağlayıp kuyunun dibine sarkıtmış. Yarım saat
sonra kediyi çıkardığında dipdiri olduğunu görmüş.



Keloğlan ipi beline bağlayıp kuyuya inmiş. Haritada belirtilen taşı
çıkarmış. Taşın altındaki toprağı kazınca, sandığı bulmuş. Yanındaki
diğer ipe sandığı bağlamış ve Hoca’ ya kendisini çekmesi için
seslenmiş. Keloğlan kuyudan çıkınca, Hoca ile sandığı yukarıya
çekmişler. Sandığın kilidini kırıp, kapağını açınca, bir de ne
görsünler: Çil çil altınlarla dolu değil miymiş sandığın içi… Çok
sevinmişler. Hemen altınları paylaşmışlar. Ertesi gün, Nasreddin Hoca
eşeğiyle Akşehir’e, Keloğlan arabayla köyüne doğru yola koyulmuşlar.



Keloğlan köyünde dillere destan bir konak yaptırmış. Hizmetçiler,
uşaklar tutmuş. Tarlalar, bağlar, bahçeler satın almış. Anasıyla
birlikte sultanlar gibi yaşamaya başlamış. Keloğlan’ ın görülmemiş
zenginliği padişahın kulağına gitmiş. Ava çıktığı bir gün Keloğlan’ ın
konağına uğramış. Keloğlan padişaha hürmet göstermiş, en iyi şekilde
ağırlamış. Gördüğü yakın ilgiden çok memnun kalan padişah, Keloğlan’ ı
gelecek ay kutlanacak bayram için, sarayına davet etmiş.



Bayram günü Keloğlan arabalar ve uşaklarla beraber saraya gitmiş.
Eğlenceler sırasında padişahın dünya güzeli kızı Menekşe ile tanışmış
ve aşık olmuş. Menekşe de Keloğlan’ ı görür görmez sevmiş ve yanından
ayrılmak istemiyormuş. Bayram eğlenceleri bittikten sonra Keloğlan
konağına dönmüş. Anasına Menekşe Sultan’ ı görür görmez aşık olduğunu,
onsuz yapamayacağını söylemiş. Düşünmüşler, taşınmışlar, padişahtan
Menekşe’yi istemeye karar vermişler. Daha sonra anasıyla gidip kızı
istemişler. Padişah Menekşe’yi Keloğlan’ a vermiş. Keloğlan konağına
dönüp düğün hazırlıklarına başlamış. Bir taraftan da Nasreddin Hoca’ ya
haberciler gönderip, düğüne davet etmiş.



Nasreddin Hoca payına düşen altınlarla Akşehir’e döndükten sonra
yoksulları, yetimleri, giydirip kuşatmış, parasının çoğunu hayır
işlerinde kullanmış. Bir yandan da Keloğlan’ın köyünde konak
yaptırdığını, uşaklar tutup, araziler satın alıp sultanlar gibi
yaşamaya başladığını dost sohbetlerinde ve gelip giden yolculardan
duyar, anlatılanlara sevinirmiş. Keloğlan’ ın düğün haberini ve Menekşe
Sultan ile evleneceğini duyunca keyfi pek yerine gelmiş. Hemen düğüne
gitmek için hazırlıklara başlamış. Halılar, kürkler, ipek kumaşlar
almış. Menekşe’ye küpe, kolye, gerdanlık gibi ziynet eşyaları almış.
Ayrıca dört atın çektiği iki araba satın almış, iki tane de uşak
tutmuş. En değerli elbiselerini, en gösterişli kürkünü giymiş.
Karısıyla birlikte düğünden birkaç gün önce yola çıkmış. Nasreddin Hoca
maiyetiyle birlikte gayetle şatafatlı bir şekilde saraya varmış.
Keloğlan Hoca’ yı kapıda karşılamış. Elini öpmüş. Sarılmışlar, hasretle
kucaklaşmışlar. Düğün gününe kadar Hoca başından geçmiş nice olaylara
ince espriler katarak anlatmış. Davetlilerin hoşça vakit geçirmelerine
yardımcı olmuş. Sazlı, sözlü eğlenceler arasında Keloğlan ile Menekşe
Sultan evlenmişler. Mutluluklarına diyecek yokmuş. Daha uzun yıllar
mutlu ve bahtiyar olarak yaşamışlar.





Yazan: Serdar Yıldırım


Toplam 298 kere okundu.



Bu Hikayeyi Sevdiklerinizle Paylaşın
Gönderen           Alıcı      
Gidecek e-posta
 
Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
HikayeHane.com 2007 Tüm Hakları Saklıdır
Bu sitede cinsel konulu hikayeler bulunmamaktadır.