Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
Hikaye Menü


Bursa Web Tasarım
Hikayeleri
genç
islam
Fireworks Dersleri
Bursa Emlak
Dostluk Ve Özgürlük Ağacı
Bir varmış bir yokmuş. Belki dedemin, belki dedemin dedesinin zamanında efsaneler çokmuş…

Anlatacağım hikaye Munzur dağının eteklerinde yüksek vadilerin ve
çağlayanların arasında Erzincan’ın Caferli köyünde geçtiği söylenir ve
öyle anlatılır çocuklara...



Kimseye ait olmayan bir arazide kocaman mı? kocaman bir ağaç varmış…
Çocuklar o ağacın adını Özgürlük ağacı; koymuşlar. Dostluk ve sevgi
yemişi verirmiş her yıl bu ulu ağaç. Her bahar bembeyaz çiçeklerle
süslenen dallarını, renk renk barış kuşları doldururmuş…



Her yıl sevgi ve mutlulukla beslenirmiş bu özgürlük ağacı. Sevgi,
dostluk ve mutluluktan sağlarmış gereksinimini. Bu ağacın sevgiden
oluşan sevgi meyvesi, diğer tüm ağaçlardan ayrı bir özellik katarmış
ona. Yaprakları daha canlı, gölgesi daha serin, gövdesi daha güçlüymüş.
Ona "Dostluk ve Sevgi Ağacı" denilmesinin nedeni tüm canlıları
barındırırmış dallarının altında ve üstünde. Soğuktan yağmurdan kardan
tutunda tüm kötülüklerden korur ve meyvesiyle beslermiş onları.

Gölgesinde barınan hayvanların sevgisi, dallarında ötüşen kuşların
neşesi, altında serinlenen yaşlıların, çocuklarını emziren annelerin
mutluluğu özgürlük ağacını sevindirirmiş. Tüm varlıklar bu ağacın
önünde saygıyla eğilir rüzgar bile selam dururmuş.

Özgürlük ağacı her gün biraz daha yöredeki canlı cansız varlıklara
sevgisini paylaşırken tüm hayvanları ve insanları da yemişiyle
doyururmuş.



Yıllar yılı hayvanlar ve bu yöre halkı barış, dostluk, mutluluk ve
güzellik içinde yaşayıp gitmişler. Çalışkan başarılı, sevecen,dürüst
insanlarmış bunlar.



Özgürlük ağacının bereketli yemişi o yöredeki bütün kuşlara,
hayvanlara, insanlara ve çocuklara yeter de artarmış, bütün canlılar
faydalanırmış yemişinden. Her yaz sanki bereketlenir bitmek nedir
bilmezmiş, artan yemişler de saklanır bütün kış mevsimi yenirmiş. Köyde
istemiyerek iki kişi arasında bir anlaşmazlık çıksa. Köyün Cafer Ağası
hemen devreye girer, bu iki dargın insana dostluk ve sevgi yemişi
sunarak barış şerbetinden içirip olay hemen tatlıya bağlarmış.



Tüm gücünü ve hakseverliğini özgürlük ağacından alan Cafer ağa “dur”
dedi mi sular dururmuş, ‘yürü” dedimi dağlar yürürmüş o zamanlar. O
nedenle köyde kimse dargın, kırgın durmazmış, sevgi ve dostluk içinde
yaşayıp gitmişler yıllar yılı. Kimse kimsenin malına göz dikmez, kimse,
kimsenin hakkını yemez, her tarafta barış, dostluk, sevgi, dürüstlük ve
kardeşlik hüküm sürermiş…



Bu toplumu kıskanıp çekemeyen komşu köylerin ağaları ise bu köyün huzur
ve mutluluğunu bozmak için çeşitli planlar yapıp, tuzaklar kurar
dururlarmış. Amaçları ise bu köyün birlik ve düzenini bozup göz
diktikleri verimli arazilerini ve dostluk ağacını ellerinden alıp işgal
etmekmiş. Hemen işe koyulmuşlar tabi. Araya casuslar koyup Cafer ağanın
sırrını anlamaya çalışmışlar ve avuçlar dolusu altın vaat etmişler bu
sırrı çözeceklere. Bu köydeki hikmetin o özgürlük ağacı olduğunu
ögrenen çevre köylerin ağaları bir plan hazırlayayarak bir gece gizlice
gelip bütün dallarını kesip götürmüşler özgürlük ağacının…



Artık meyve vermez, kuşlara, çocuklara gülmez olmuş özgürlük ağacı,
altında çocuklar oynamayan, kuşlar konmayan özgürlük ağacı üzülmüş,
üzütüsünden hastalanmış ağlamaya başlamış kökleri. “Özledim” demiş
onları, “dallarıma konan rengarenk kuşları özledim, altımda oynarken
çocuklar cıvıl cıvıldılar neşe bulurdum onlarla, dallarımı
kestiklerinden bu yana gölgeme yaşlı nineler, dedeler de gelmez oldu.
Anneler o güzelim çoçuklarını emzirmez oldu dallarımın altında” deyip
derinden derine iç geçirirmiş… Derken köylüler bir bakmışki, özgürlük
ağacı kurumuş, cansız, bir odun parçasından farkı kalmamış…



Köylüler toplanıp ağlamış, adaklar adamış, ağıtlar yakmışlar, dualar
etmişler ama fayda etmemiş, özgürlük ağacı yeşermemiş bir daha. Bir
daha dostluk ve sevgi yemişi yenmemiş o köyde, barış şerbeti içilmemiş.
Kısa bir zaman sonra bu mutlu toplulukta isyanlar ve kavgalar başlamış.
Bunu fırsat bilen diğer köyün ağaları ise hemen savaş açmışlar. Kendi
iç kargaşaları yetmezmiş gibi bir de diğer köylülerle yıllarca savaşıp
iyice yılan bu insanlar, değişik kentlere göç etmeye karar vermişler.



O günden sonra herkes biribiriyle küs ve kavgalı olmuş, o gün bu gündür
ne barış, ne huzur, ne de bereket kalmış o köyde … Mutluluk ve huzur da
orda yaşayan insanlar gibi terkedip gitmiş buraları…



Ve diğer kıskanç çevre köylerin de o yıl bütün ekinleri, ağaçları kurumuş onlarında çoğunluğu göçüp gitmiş uzaklara...





Nuri CAN

Toplam 523 kere okundu.



Bu Hikayeyi Sevdiklerinizle Paylaşın
Gönderen           Alıcı      
Gidecek e-posta
 
Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
HikayeHane.com 2007 Tüm Hakları Saklıdır
Bu sitede cinsel konulu hikayeler bulunmamaktadır.