Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
Hikaye Menü


Bursa Web Tasarım
Hikayeleri
genç
islam
Fireworks Dersleri
Bursa Emlak
Akıl Okulu

Bir gün ülkenin küçük kasabalarından olan Yitan’da şöyle bir haber yayılmış:

- Güzel başkentimizde bir Akıl Okulu varmış. Her kim o okula giderse orada akıl öğretiliyormuş.Herkes
bu haberi şaşkınlıkla birbirine anlatıyormuş. Kasabanın en
zenginlerinden olan bir adam da bu haberi duyunca kahkahalarla gülmeye
başlamış:- Efendim, hayatımda hiç bu kadar komik bir şey duymamıştım.
Bir insan akıllıysa akıllıdır. Sonradan akıl kazanılır mı hiç? Olacak
şey midir? Duyulmuş mudur? Görülmüş müdür?Bu adam çok zengin olduğu
için çocuklarının hiçbirisini okutmamış. Öyle çok parası varmış ki,
istese kasabanın tamamını satın alabilirmiş. Fakat çocuklarına devamlı
şöyle diyormuş:- Şükürler olsun çok paramız var. Yine de paramıza para
katmalıyız. Ne kadar çok kazanırsak o kadar güçlü oluruz.Çocuklarından
biri ise, babasının bu düşüncesine katılmıyormuş. Devamlı:- Babacığım,
okumak gibisi var mıdır? diyormuş. Bak ne çok paramız var. Ama bu
parayla bilgi satın alamayız. Buna kimsenin de gücü yetmez. Neden
okumayı kötü görüyorsun? Adam, çocuğunun bu sözlerini günlerce,
gecelerce düşünmüş durmuş. Sabahlara kadar sayıklar olmuş: ‘Akıl okulu?
Akıl okulu?’ Bir sabah dayanamamış ve kararını vermiş:- Böyle
olmayacak. Şu Akıl Okulu neymiş gidip göreceğim.Adam yolculuk için
hazırlanmış. Atına binmiş ve yola koyulmuş.


Günler geçmiş. Geceler geçmiş. Memleketinden ayrılalı tam otuziki
gün olmuş. Günün birinde, yolda ağır ağır yürüyen bir ihtiyara
rastlamış. İhtiyarın gözleri görmüyormuş. Adam bu ihtiyarın haline
acımış. Yanına yaklaşarak:- Ey yolcu, nereye gidiyorsun? diye
sormuş.İhtiyar da başkente gitmek istediğini söylemiş. Bunun üzerine
adam atından inmiş ve ihtiyarı atına bindirmiş:- Ben de başkente
gidiyorum. demiş. Bir günlük yolum kaldı. Birlikte konuşa konuşa
gideriz. İhtiyar atın üzerinde, adam yaya yolculuklarına devam
etmişler. Şehre vardıkları zaman adam ihtiyara:- İşte başkente geldik,
demiş. Burada inebilirsin. Fakat ihtiyar, adama şunları söylemiş:-
Madem bir iyilik yaptın, bunun gerisini de getir. Beni şehrin meydanına
kadar götür. Ondan sonra var git nereye gideceksen.Adam hiç karşı
çıkmamış ve tamam demiş. Beş-on dakika sonra şehrin meydanına
gelmişler. Tam bu sırada ihtiyar bağırmaya başlamış:- İmdat!.. Yardım
edin. Bu adam atımı çalmak istiyor. Bu garibana yardım elini uzatacak
yok mu? İmdat!..Meydandaki insanlar koşa koşa gelmişler onların yanına.
İhtiyar kör olduğu için ona acımışlar ve adamı suçlamışlar:- Utanmıyor
musun bu yaşta hırsızlık yapmaya! Hem de kör bir adamın atını çalmaya
çalışıyorsun. Adam haykırıyormuş:- Hayır yalan söylüyor. Bu at benim.
Onu yoldan ben aldım. İhtiyardır, yorulmasın, bir iyilik yapmış olayım,
dedim. Bu at benim. Ben hayatımda hırsızlık yapmadım. O yalancıdır.


Fakat gel gelelim insanlar adamı dinlememişler. Atı, kör ihtiyarı ve
adamı doğruca şehrin hakimine götürmüşler. Hakim önce kör ihtiyarı,
sonra adamı dinlemiş. Ardından da şöyle demiş:- Bana bir baytar, bir
nalbant, bir de saraç çağırın. Hemen gelsinler. Bekliyoruz.Adam bu üç
kişinin neden çağrıldığını bir türlü anlayamamış. Kimseye de soramamış.
Mecburen çağrılanların gelmesini beklemiş. Kısa bir zaman sonra da hep
beraber gelmişler. Hakim gelenleri tek tek huzuruna kabul etmiş. Önce
baytar alınmış odaya. Hakim ona sormuş:- Ata bak. Bu at hangi memlekete
aittir? Baytar şöyle karşılık vermiş:- Çok fazla incelemeye gerek yok.
Bu at bu şehirden alınmamış. Yitan yöresine ait bir attır.Adam kendi
memleketinin ismini duyunca hayretler içinde kalmış. Bu sefer de hakim
nalbantı çağırmış ve ona:- Sen de bu atın nerede nallandığına bak,
demiş. Nalbant biraz inceledikten sonra şunları söylemiş:- Bu at burada
nallanmamış. Yitan yöresinde atlar böyle nallanır. Bizimkine
benzemez.Adam yine şaşırmış. Kendi kendine, ‘Nasıl bilebilirler?’ diye
sorup duruyormuş. Hakim son olarak saraca:- Bu atın koşumlarını incele,
demiş. Nasıl eyerlenmiş? Saraç hiç beklemeden cevap vermiş:- Efendim,
ilk bakışta bizim yöremize ait olmadığı anlaşılıyor. Yitan yöresinin
koşum şeklidir.Hakim cevapları aldıktan sonra atın sahibine dönerek:-
Evet, sen doğru söylüyordun, demiş. Bu at senin. Artık atını alıp
gidebilirsin. İhtiyara da gereken ceza verilecektir. Hiç meraklanma.
Fakat adam dayanamayarak hakime sormuş:- Siz böyle bir şey yapmayı
nasıl düşündünüz? Bu adamlar, bu atın Yitan yöresine ait olduğunu
nereden anladılar? Lütfen bana söyler misiniz bütün bunlar nasıl
olabiliyor?Hakim adamın sorusuna gülerek cevap vermiş:- Ben ve bu
gördüğün herkes, bu şehirdeki Akıl Okulunu bitirdik. Her şeyi o okulda
öğrendik. Orada doğrunun nerede ve nasıl bulunacağı öğretilir.Adam
böylece Akıl Okulunun ne anlama geldiğini yaşayarak öğrenmiş. Heyecanla
memleketi olan Yitan’a dönmüş. Bütün olanları ailesine ve arkadaşlarına
anlatmış. Sonra da bütün çocuklarını bu Akıl Okuluna göndermiş. Anlamış
ki, herkeste akıl var, ama onu kullanabilmek için eğitim gerekiyor.

Toplam 308 kere okundu.



Bu Hikayeyi Sevdiklerinizle Paylaşın
Gönderen           Alıcı      
Gidecek e-posta
 
Hikaye Hane [- Aşk Sevgi Dostluk Dini İbretlik Komik Korku Duygusal Asker Hikaye ve Hikayeleri -]
HikayeHane.com 2007 Tüm Hakları Saklıdır
Bu sitede cinsel konulu hikayeler bulunmamaktadır.